Bir kitap, binlerce ihtimal. Yeni kitapları takip et
PDF KİTAP İNDİR1514'ten 2014'e Kürtler-Türkler ve Yeni YüzyılBilinmeyen

Her kapağın ardında yeni bir dünya.

KİTAPLIĞINIZ İÇİN BİR KEŞİF

1514'ten 2014'e Kürtler-Türkler ve Yeni Yüzyıl PDF Ekitap İndir

Bilinmeyen · Yazar

Şah İsmail, 1514’te galip gelseydi, Kürdistan coğrafyası, büyük bir olasılıkla ya Türkmenleşecek veya Azerileşecekti. 1514’ü Yavuz Sultan Selim’in kazanması, Kürtlüğün ve Kürdistan’ın kendisini kendi değerleriyle muhafaza etmesine yol açmıştır. Alevilik ve Şii...

Sayfa
136
Kategori
Tarih
Yayın tarihi
Belirtilmemiş
Yayınevi
STRATEJİK DÜŞÜNCE ENSTİTÜSÜ YAYINLARI
ISBN
9786055386184
Dil
Türkçe
Format
PDF / EPUB
Tarih ↗
İndirme henüz hazır değil

Kitap bilgilerini inceleyebilir, diğer kitapları keşfedebilirsiniz.

Bağlantılar eKitaplığım ana sayfasını yeni sekmede açar.

SAYFALARIN ARASINDA

Kitap hakkında

Şah İsmail, 1514’te galip gelseydi, Kürdistan coğrafyası, büyük bir olasılıkla ya Türkmenleşecek veya Azerileşecekti. 1514’ü Yavuz Sultan Selim’in kazanması, Kürtlüğün ve Kürdistan’ın kendisini kendi değerleriyle muhafaza etmesine yol açmıştır. Alevilik ve Şiilik yayılmamış, Türk-Kürt siyasi ittifakı Orta Doğu’yu 400 yıl süren bir ittifaka kavuşmuştur. 1514’den sonra Osmanlı-Kürt ilişkisi değerlendirilirken iki yaklaşım ön plana çıkmaktadır. Bunlardan birincisi Osmanlı devletinin cihanşümul veya cihan hâkimiyeti mefkûresi anlayışıyla aslında İran’ın bölgedeki hâkimiyetine izin vermeyip bölgeyi fethettiği anlayışıdır, bu anlayış bu çerçevede, Osmanlıların, Sünni Kürtleri Safevi baskısından kurtardı şeklindeki anlayışa yol açmaktadır. İkincisi, Osmanlı Devletini oldukça emperyal bir devlet olarak tanımlayıp, 1514’den sonra Osmanlı’nın Kürdistan’ı sömürgeleştirdiği şeklindeki bir anlayıştır. Her iki anlayışta da Kürtlerin aktif bir aktör olarak hatırlanmaması ve düşünülmemesi ciddi bir sorundur. Bu görüşlerden birini Türk milliyetçileri söylüyor, diğerini Kürt milliyetçileri söylüyor ama her iki anlayışın da sorunlu olduğu görülmektedir. Büyük ve kudretli bir Türkiye’yi herkes telaffuz ediyor ama sürekli içe kapanan ve yabancı olan her unsuru sopayla kendisine katmaya çalışan bir ülkenin büyük olması beklenemez. Barışmak lazım; sadece Kürtlerle değil, Araplarla, Acemlerle, yaşadığımız coğrafyada her kim varsa onlarla daha ziyade barışa dayalı bir perspektif ile ilişkiler kurmak lazım. Avrupa tecrübesi de herhalde bizim için önemlidir. Onlar da çok dövüştüler, şimdi barışmaya karar verdiler. Aynı yollardan gitmeye gerek yok. Barışın herkese kazandıracağı daha fazla imkan var. Bu karmaşık ve kaotik siyasi ortama bakıldığında, Türkiye’nin otuz yıl süren bir iç çatışmadan çıkarak, barış sürecine evirilmesi ve siyasi çözümü araması yüzyılın en önemli kazanımlarından biri olmuştur. Bu kazanım bize Türk-Kürt siyasi ilişkilerinin yeni bir safhaya girdiğini göstermekte ve her iki halkın Anadolu ve Mezopotamya topraklarında beraber yaşadıkları bin yıllık beraberliği her bakımdan yeniden düşünmeyi, hatırlamayı ve bu tarihi dönemle, günümüzün yeni koşullarında yeniden yüzleşmeyi gerekli kılmaktadır.
KEŞFETMEYE DEVAM EDİN

Bunlar da ilginizi çekebilir

Kitaplığa dön ↗