Kitap hakkında
SİMURG’A HEDİYE GÖTÜRMEK İSTEYEN KUŞUN SORUSU Başka bir kuş da: “Ey Allah katına varmış olan, orada ne makbule geçer?” diye sordu. Söylersen, madem ki bu sevdaya düştük; orada ne geçiyorsa onu götürürüz. “Padişahlara değerli bir armağan götürmek gerek. Armağanı olmayan adam ancak cimri, bayağı bir adamdır,” dedi. Hüthüt dedi ki: “Ey soru soran, beni dinlersen oraya, orada olmayan bir şey götürmelisin. Dert sahibi olmadıkça erler safında mert sayılmazsın! Kimde aşk derdi, aşk yanışı varsa; nerede gece karanlık olacak, gündüz sabrı! Buracdan oraya, orada bulunan bir şeyi götürürsen neye yarar? Nasıl olur da bu armağan makbule geçer? Orada bilgi de var, sırlar da var; hele meleklerin ibadetleri pek çok! Sen bir hayli can yanışıyla gönül derdi götür. Çünkü orada hiç kimse bunlardan bir işaret veremez. Dertle bir ah ettin mi; bu ah, yanık ciğerinin kokusunu ta Allah katına kadar götürür! Hususi makam, senin canının ta içidir; canının dış yüzüyse, Allah’ın emrini kabul etmeyen nefsindir. O hususi makamdan, canının ta içinden bir ah çıktı mı insan derhal kurtulur, her şeyden uzak olur.” Mantıku’t-Tayr’dan (Kuş Dili) alıntıdır.