Kitap hakkında
Gözlerini açtığında tanıdık bir kasvet karşılıyor onu: rutubet kokan duvarlar, örümcek ağlarıyla bezeli köşeler, her ayrıntıyı ezbere bildiği bu daracık hücre. Masanın üzerinde sigara izmaritlerinin sardığı kül tablası, birkaç buruşuk kâğıt parçası... Bir anlığına uzaklara savruluyor zihni; çocukluğunun geçtiği o tozlu sokaklara, annesinin sesinin yankılandığı avluya. Ama hayal bile olsa, o anlar artık çok uzakta, bir rüyanın sisleri arasında kaybolmuş gibi.
Pencereden dışarıya bakıyor. Gökyüzü bembeyaz, maviye çalıyor uzaklarda. Ardından avlu, beton, çelik, çocukların top oynadığı o yamuk yumuk file... Güneş tam tepede, günün yarısı çoktan geçmiş. Dışarıdan gelen sesler yabancı, ama o yine de dinliyor; belki annesinin, belkes babasının, belki de senin sesinmiş gibi. Yalan da olsa, avunuyor bu düşünceyle. Kaç gün daha dayanacak bu yalnızlığa, bu sessizliğe? Bilmiyor. Belki yarın, belki hiç...
Pencereden dışarıya bakıyor. Gökyüzü bembeyaz, maviye çalıyor uzaklarda. Ardından avlu, beton, çelik, çocukların top oynadığı o yamuk yumuk file... Güneş tam tepede, günün yarısı çoktan geçmiş. Dışarıdan gelen sesler yabancı, ama o yine de dinliyor; belki annesinin, belkes babasının, belki de senin sesinmiş gibi. Yalan da olsa, avunuyor bu düşünceyle. Kaç gün daha dayanacak bu yalnızlığa, bu sessizliğe? Bilmiyor. Belki yarın, belki hiç...