Bir kitap, binlerce ihtimal. Yeni kitapları takip et
PDF KİTAP İNDİRAnadolu Şehir Efsaneleri ve Hikayeleriİsrafil Altıner

Her kapağın ardında yeni bir dünya.

KİTAPLIĞINIZ İÇİN BİR KEŞİF

Anadolu Şehir Efsaneleri ve Hikayeleri PDF Ekitap İndir

İsrafil Altıner · Yazar

Anadolu’nun tarihini, kültürünü tanıtmak için elimizden geleni dilimizin döndüğünce yapmaya çalıştık. Kitabın adından da anlaşılacağı üzere; (Anadolu Şehir Efsaneleri ve Hikâyeleri) Anadolu’muzun isimlerinin hikâyelerini merak edip, tek tek araştırdık ve şuan...

Sayfa
102
Kategori
Kültür
Yayın tarihi
Belirtilmemiş
Yayınevi
ANADOLU KÜLTÜR ve TURİZM
ISBN
9786056127151
Dil
Türkçe
Format
PDF / EPUB
Kültür ↗
İndirme henüz hazır değil

Kitap bilgilerini inceleyebilir, diğer kitapları keşfedebilirsiniz.

Bağlantılar eKitaplığım ana sayfasını yeni sekmede açar.

SAYFALARIN ARASINDA

Kitap hakkında

Anadolu’nun tarihini, kültürünü tanıtmak için elimizden geleni dilimizin döndüğünce yapmaya çalıştık. Kitabın adından da anlaşılacağı üzere; (Anadolu Şehir Efsaneleri ve Hikâyeleri) Anadolu’muzun isimlerinin hikâyelerini merak edip, tek tek araştırdık ve şuan elinizdeki, bizim için çok değerli olan bu eseri ortaya çıkardık. Bir solukta okuyup, anlamanız dileğiyle, umarım beğenirsiniz. Sesimize ses gelinceye ve her yer Anadolu oluncaya kadar… Söze Anadolu’dan Başlayalım Demir asa, demir çarık… Şöyle, Anadolu’ya Anadolu içlerine Ankara’ya yakın, Kızılcahamam’a kadar uzanalım. Biraz ilerde Taşlıca köyü var, Köyün yanı başında bir taş oluk oluğun yanında bir yatırın türbesi var. Anadolu’nun dili burada çözülür. Bir ihtiyar anlatır uzun uzun … Bir Türk sultanı, asker toplayıp sefere çıkar, dağ, taş, dere tepe aşarlar. Ağustos sıcağı dudakları çatlatır, damakları kurutur. Asker susuz, su mataraları boş, işte tam bu sırada omzunda ayran bakracı, ak saçı lime lime, heykel gibi bir ana görünür. Yanık bağırların, susuz mataraların tek umudu bu şefkat sembolü ihtiyar ana da. Kadın yaklaşır yavrularım der hoş geldiniz alın ananızın ak sütü gibi helal olsun için ayranımdan omzundan bakracını indirir, buradaki taş oluğa doldurur. Asker oluğa üşüşür, mataralarını doldururlar … —Doldur oğlum! —Dolu ana. —Doldur yiğitlerim —Ana dolu. İhtiyar ana (doldur!) dedikçe, Askerler (ana dolu!) diyerek, buz gibi ayranla bağırlarını serinletirler. Bir bakraç ayran, bir orduya yeterde artar bile. O günden sonra, bu kutsal topraklara (Anadolu) deyiverir herkes. Oluğun yanı başındaki mezar, bu ihtiyar ananındır. Ziyaret edilmesi gerekmektedir. Daha doğrusu bu mezar, bu toprakları kanıyla sulayan yiğitlerin anası, Anadolu’nun ta kendisidir. Bu taş oluğu, bu adsız mezarı Anadolu’nun her köşesinde bulabilir, bu hikâyeyi her yerde duyabilirsiniz. Batılı coğrafyacıların çoğu zaman (Küçük Asya) dedikleri Anadolu adı (Anatolos)’ dan gelmekte. Batı kaynaklarında bu ad (Anatolia) olarak geçer. Genel olarak İslam âlemi ve Araplar, Doğu Roma toprakları içinde kalan Anadolu’ya (Memalik-i Rum) demişler, öyle tanımışlardı. Türkler (Anatolia) adını (Anadolu) olarak Türkçeleştirmiş, bunu bir ananın kutsal şefkatine bağlamışlardır. Tol kelimesinin (Yurt-Mekân) demek olduğunu söyleyenlerde vardır. Şüphesiz bu ilmi bir çalışma değildir. Belki bir folklor derlemesi diyebilirsiniz. Ama ne denirse densin, Anadolu’da nereye giderseniz gidin, Şehirlerin, Kasabaların ve Köylerin adları üzerine çeşitli hikâyeler ve efsaneler dinlersiniz. Biz bazı örneklerini verdik, bazen benzerlini bazen de çok farklı olanlarını duyabilirsiniz. Gerisini siz getiriniz, sorunuz ve araştırınız… Şimdi biz bu Ana’nın irili-ufaklı çocukları olan şehirlere dönelim ve adlarını okuduğumuz, yâda dinlediğimiz hikâye ve efsaneleriyle dillendirelim.
KEŞFETMEYE DEVAM EDİN

Bunlar da ilginizi çekebilir

Kitaplığa dön ↗