Kitap hakkında
İbrahim Akbaş’ın dizeleri, kimi zaman bir kadehin içindeki gizemli sıvı gibi parıldar, kimi zaman da taze yoğrulmuş hamurun ellerinde açan dağ çiçeklerinin kokusunu taşır. Şiir, onun dünyasında bir soluk gibi her an var olur; ateşin ortasında kavrulan bir odun misali tutuşur durur. "Tanrım, bana bir yudum şiir bahşet ki günahlarımın üzerine yenileri yazılsın! Ağzımdan, burnumdan şiir taşsın, bu ayrılık beni öldürmeden!" diye yakarır sanki.
"Avaşin", Dicle’nin Hakkâri’de bir şelaleyle buluştuğu noktada beliren masmavi görüntüye verilen isimdir. Yazar, kitabına bu ismi seçerek, şiirinin de tıpkı o anki gibi duru, berrak ve etkileyici olmasını diler. Her satır, bir coğrafyanın derinliklerinden süzülüp gelen bir hikâye gibi akar.
"Avaşin", Dicle’nin Hakkâri’de bir şelaleyle buluştuğu noktada beliren masmavi görüntüye verilen isimdir. Yazar, kitabına bu ismi seçerek, şiirinin de tıpkı o anki gibi duru, berrak ve etkileyici olmasını diler. Her satır, bir coğrafyanın derinliklerinden süzülüp gelen bir hikâye gibi akar.