Kitap hakkında
Geçmiş, bir bilmece gibi önümüzde durur; parçaları eksik, ipuçları belirsiz. Tarihçi, bu karmaşık bulmacayı çözmeye çalışan bir dedektif gibidir. Elindeki kanıtlar çoğu zaman yetersiz, hatta çelişkilidir. Bir mahkeme, delil yetersizliğinden davayı reddederken, tarihçi aynı verilerle geçmişe dair bir tablo çizmek zorundadır. Oscar Handlin’in deyişiyle, tarihçinin hükmü asla kesin değildir; tıpkı bir kâhinin kehanetleri gibi, her an yeniden yorumlanabilir. Geçmişin gölgeleri arasında dolaşan tarihçi, eksik parçaları tamamlamak için akıl yürütür, varsayımlarda bulunur. Ancak bu varsayımlar da zamanla değişir, sorgulanır. Tarih, asla durağan değildir; sürekli evrilen, yeniden yazılan bir hikâyedir. Bilgi, emekle yoğrulan, katman katman biriken bir hazinedir.