Kitap hakkında
Mexico City’nin altında yatan Tenochtitlan, bir zamanlar Azteklerin görkemli başkentiydi. Bu topraklarda, altın sarısı güneşin altında yükselen tapınaklar, karmaşık kanallar ve görkemli saraylar, insanlık tarihinin en parlak uygarlıklarından birine ev sahipliği yapıyordu. Ancak 16. yüzyılın başlarında, İspanyol fatih Hernan Cortes’in önderliğindeki silahlı bir avuç adam, bu kadim dünyayı yerle bir etmek için karaya ayak bastı. Krallık ve Kilise’nin desteğiyle gelen işgalciler, altına duydukları açgözlülükle Azteklerin bin yıllık mirasını yağmaladı, kentlerini harabeye çevirdi.
Colin Falconer’ın kaleminden çıkan bu roman, sadece bir uygarlığın çöküşünü değil, aynı zamanda trajik bir aşkın da hikâyesini anlatıyor. Prenses Mali’nin göz kamaştırıcı güzelliği ile Cortes’in hırsı arasında kalan Tenochtitlan, aşkın ve ihanetin ateşinde yanıp kül olurken, tarihin tozlu sayfalarına unutulmaz bir destan olarak kazınıyor.
Colin Falconer’ın kaleminden çıkan bu roman, sadece bir uygarlığın çöküşünü değil, aynı zamanda trajik bir aşkın da hikâyesini anlatıyor. Prenses Mali’nin göz kamaştırıcı güzelliği ile Cortes’in hırsı arasında kalan Tenochtitlan, aşkın ve ihanetin ateşinde yanıp kül olurken, tarihin tozlu sayfalarına unutulmaz bir destan olarak kazınıyor.