Kitap hakkında
Ahmet Günbaş’ın bu kısa ama yoğun metni, zamanın izlerini silik bırakmayı seçmiş bir dizi düşünce kırıntısından oluşuyor. Sayfalar arasında gezinen satırlar, kimi zaman bir günlüğün samimiyetiyle akarken, kimi zaman da keskin bir eleştirinin ya da alaycı bir bakışın gölgesinde beliriyor. Dağınık gibi görünen bu notlar, aslında özenle seçilmiş; bir an aforizmi andıran bir cümle, hemen ardından beklenmedik bir hikâye parçasına dönüşebiliyor. Okur, her satırda farklı bir tınıyla karşılaşacak: bazen hüzünlü bir gülümseme, bazen de ters köşeye yatmış bir ironi. Ne tam olarak günlük, ne de sıradan bir deneme; daha çok, düşüncenin labirentlerinde kaybolup yeni çıkışlar bulmanın peşinde bir yolculuk. Sürprizlerle dolu bu sayfalar, her okuyanda farklı bir yankı uyandıracak.