Bir kitap, binlerce ihtimal. Yeni kitapları takip et
PDF KİTAP İNDİRBana Güneş, Çiçek ve Resmini GönderErgun Hiçyılmaz

Her kapağın ardında yeni bir dünya.

KİTAPLIĞINIZ İÇİN BİR KEŞİF

Bana Güneş, Çiçek ve Resmini Gönder PDF Ekitap İndir

Ergun Hiçyılmaz · Yazar

Mahpushanenin ne olduğunu hiç bilmezdim, başı yukarılarda gezip, özgürlüğe kanat çırptığım ilk yıllarda papatyalar ve gelincikler toplar, yeşillerden demetler dağıtırdım. Benim pencerelerim hep maviye ve yeşile açıktı. Ne demir parmaklıkları vardı, ne tel örgü...

Sayfa
456
Kategori
Siyaset
Yayın tarihi
Belirtilmemiş
Yayınevi
DESTEK YAYINLARI
ISBN
9786054771943
Dil
Türkçe
Format
PDF / EPUB
Siyaset ↗
İndirme henüz hazır değil

Kitap bilgilerini inceleyebilir, diğer kitapları keşfedebilirsiniz.

Bağlantılar eKitaplığım ana sayfasını yeni sekmede açar.

SAYFALARIN ARASINDA

Kitap hakkında

Mahpushanenin ne olduğunu hiç bilmezdim, başı yukarılarda gezip, özgürlüğe kanat çırptığım ilk yıllarda papatyalar ve gelincikler toplar, yeşillerden demetler dağıtırdım. Benim pencerelerim hep maviye ve yeşile açıktı. Ne demir parmaklıkları vardı, ne tel örgüleri. Kapılar sürgülü değildi. Kilit nedir, pranga nedir bilmezdim. Ve hiç kelepçe görmemiştim... Hiç silah patlamamıştı yanı başımda... Hayattan “yaralı” bulunduğum yıllarda, her şeyin altüst olduğunu görecektim... 12’den vurulup “kalben” yere serildiğim günlerde, sıcak bir elin bedenime değmesini bekliyordum. Sonra sadece kendim için yürümeyecektim. Yeryüzü ve gökyüzü dâhil her şeyi paylaşmayı, çirkini ve güzeli tanımak, hayatla kucaklaşmak istiyordum. İstediğim her şey benim değil, bizimdi. Tıpkı diğerleri, büyümeye kuşanmışların yaptığı gibi yılkı atına binmiş, doludizgin gidiyordum. Yıldızlara, denizlere, nehirlere, sevgilere ve tabii ki ihanetlere... Dur durak bilmez ve hesaba gelmez hayatı başkalarında aradığımda, doğrusu bu ya, bir hayli şaşırmıştım. Çektiğim çilenin, hesabını verdiğim hayatımın “ışık düşmeyen” bölümünün, onların yaşadıklarının yanında bir hiç olduğunu fark ettim. Hasret çekmek kadar hasret çektirmek de anlatımda güçlük çekilen bir duyguydu. Belki de yakınlara verilmiş ama adı konmamış bir cezaydı bu. Hasret çekmek, hasret çektirmek kadar, ihtimal ki, kesinleşmemiş bir müebbetti. Onlar kelepçeden bilezik, urgandan kolye taşıyorlardı. Hasret satırları tahdide tabiydi ama sevgilerine gem vurulamazdı onların. Hayatın bilinmezliği içinde mevkuf olarak kalmışlardı. Oysa çok şey bekledikleri yoktu dışarıdan. “Bana güneş, çiçek ve bir de resmini gönder”den gayri.
KEŞFETMEYE DEVAM EDİN

Bunlar da ilginizi çekebilir

Kitaplığa dön ↗