Kitap hakkında
Bir basketbol salonunda en çok duyulan şey, çoğu zaman topun parkeye vuran tok sesi sanılır. Oysa biraz dikkat kesilince bambaşka sesler de gelir kulağa: soyunma odasında yutulan bir cümle, son saniyede titreyen bir nefes, deplasman yolunda büyüyen bir suskunluk, sakatlık raporunun soğuk dili, tribünde coşkuyla öfke arasındaki ince çizgi… Ve elbette pota: Demirin keskin tınısı, fileye değen o kısa “şık” sesi; bazen bir umudu içeri alan, bazen bir hayali dışarı iten aynı ses. Basketbol Potasından Öyküler, işte bu seslerin toplamından doğdu. Bu kitapta yalnızca maçların sonucu yok; sonucu doğuran görünmez anlar var. Koçun otoritesiyle oyuncunun sezgisi çarpışırken, bir setin içindeki vicdanı; sakatlığın eşiğinde bedenle sistemin pazarlığını; bir söylentinin kanıtsızken bile nasıl yangın çıkarabildiğini; transfer masasında emeğin nasıl bir “koza” dönüştürüldüğünü; ışıklar söndüğünde bile salonu ayakta tutan emekçilerin sessiz gururunu okuyacaksınız.