Kitap hakkında
Dudu Akpınar’ın yazma serüveni, günlük sohbetlerin arasında filizlendi. Kahvaltılarda anlattığı küçük hikâyeler, zamanla bir tutkuya dönüştü. Her hafta gittiği kursun ödevleriyle sınırlı kalmayıp Türkçenin inceliklerini öğrenmeye merak sardı. Yazı masasında geçen saatleri dikkatle izledi; kelimelerin nasıl bir emekle şekillendiğini gördü. Kendi sözcüklerini kağıda dökmeye başladığında, cesaretlendirilmeye ihtiyacı vardı. Öneriyle birlikte, hayatındaki "ilk" anları yazmaya koyuldu: her gece bir deneme, her sabah yeni bir sayfa. Yazdıklarını düzelttikçe, yeniden yazdırdıkça, yazmanın bir öğrenme süreci olduğunu fark etti. Mizahı ve eleştirel bakışı, satırlarına kendine özgü bir hava kattı. Zamanla bu küçük anlatılar, toplumsal birer kesite dönüştü. Peki, "ilk"ler ne anlama geliyordu? Kitap, bu sorunun peşine düşüyor.