Kitap hakkında
Yazıya dokunan bir el, sanki yalnızlığa dokunuyor. Celalettin Baylan’ın satırları, sessizliğin içinde bir fısıltı gibi yükseliyor; ne tam bir itiraf, ne de büsbütün bir suskunluk. Karanlıkta yanan ekranın ışığı, yüzünü aydınlatırken, karşısındaki boş sayfa bir ayna oluyor âdeta. Kim bu "ben"? Kim "sen"? Ya "o"? Sınırlar bulanıklaşıyor, kimlikler eriyip gidiyor. Bir yerde "biz" var, başka bir yerde ise "onlar" – ama hep "bizsiz".
Düşünceler, tıpkı Edip Cansever’in dizeleri gibi, kendi içine kıvrılıp duruyor. Her cümle, bir soru işareti bırakıyor ardında. Bu kitap, bir yanıyla kendine bakmak, bir yanıyla da başkasında kaybolmak demek. Yazarın elinden dökülenler, ne akademik bir tez, ne de sıradan bir günlük; daha çok, varoluşun kıyısında gezinen bir ruhun izleri. Okuyunca anlayacaksınız: Burada herkes bir başkası, herkes yalnız – ve belki de bu yüzden hep beraber.
Düşünceler, tıpkı Edip Cansever’in dizeleri gibi, kendi içine kıvrılıp duruyor. Her cümle, bir soru işareti bırakıyor ardında. Bu kitap, bir yanıyla kendine bakmak, bir yanıyla da başkasında kaybolmak demek. Yazarın elinden dökülenler, ne akademik bir tez, ne de sıradan bir günlük; daha çok, varoluşun kıyısında gezinen bir ruhun izleri. Okuyunca anlayacaksınız: Burada herkes bir başkası, herkes yalnız – ve belki de bu yüzden hep beraber.