Kitap hakkında
Gece yarısı, tek sayıların uğursuzluğuna inanan biri için en tehlikeli saat sayılırdı. Üçüzlerin odasına usulca süzüldüğünde, ay ışığı bıçak gibi keskin bir gölge düşürüyordu yere. Her adımında, sessizliğin içinde bir şeylerin kopmak üzere olduğu hissi vardı. Odanın içinde dönen rüzgâr, perdeyi dalgalandırırken, o da kendi içindeki fırtınayı bastırmaya çalışıyordu. Üç yatak, üç nefes, üç hayat... Ve elinde, sadece tek bir bıçak. Karar anı yaklaştıkça, zaman sanki duraksıyor, her şey bulanıklaşıyordu. Acaba bu gece, sayılar gerçekten lanetli miydi? Yoksa lanet, insanın kendi içinde mi saklıydı?