Kitap hakkında
Fanus adı verilen bu garip dünyada, zamanın akışı artık unutulmuş. Tan, düşünceleri okuyabilme yeteneğinden nefret eden, vahşi bir sinemacı. Berrak ise sıradan bir üniversite öğrencisi; her şeye karşı anlayışlı, yeteneklerinin farkında bile değil. İkisi, bir anda kaçıp saklanmak zorunda kaldıklarında, hayatları beklenmedik bir yöne savrulur. Onları koruyanlar, varlıklarından bile habersiz oldukları kişiler çıkar karşılarına. Bu yolculukta öğrendikleri her şey, zihinlerinde yeni sorular doğurur: Meriç’in yıllardır Berrak’a anlattığı unutulmuş hikâyeler gerçekten tesadüf müydü? Fanus’un eğitim sistemiyle zihinleri boşaltılan insanlara, bu eski öyküler bilinçli olarak mı sunulmuştu? Tarih, sosyoloji ve tüm sosyal bilimler, içleri boşaltılmış, sürekli güncellenen kavramlarla dolu birer kabuktan ibaretken, geçmişin izleri nasıl yeniden hayat bulacaktı?