Kitap hakkında
Anna, Erindel Sarayı’nın soğuk duvarları arasında, unutulmuş bir prenses olarak büyüdü. Annesi ve babası çoktan göçmüş, geriye sadece buz gibi bir yalnızlık kalmıştı. Tek umudu, uzak duran ablası Elsa’nın sıcaklığıydı, ama o da buz gibi bir mesafeyle sarılıyordu yüreğine. Hans ise Güney Adaları’nın on üçüncü prensiydi; babasının gölgesinden, ağabeylerinin baskısından kurtulup kendi krallığını kurma hayaliyle yanıp tutuşuyordu. İkisinin yolu, Elsa’nın tahta çıkış töreninde kesiştiğinde, Anna’nın yüreği ilk kez umutla çarptı. Sanki yıllardır beklediği sevgi kapısını aralamıştı Hans. Ne var ki, gerçekler çok geçmeden yüzüne çarptı: Hans’ın niyeti, masallardaki gibi saf bir aşk değildi. Ve Anna, sevginin sandığından çok daha derin, çok daha karmaşık bir duygu olduğunu acıyla öğrenecekti.