Kitap hakkında
Livie Cleary, dışarıdan bakıldığında her şeyi yolunda giden, güçlü ve dengeli bir genç kadın gibi görünüyordu. Ailesinin ani kaybı ve ablasının zorlu mücadelesi karşısında dimdik ayakta kalmayı başarmıştı. Ancak içindeki küçük kız, yıllar önce babasının ona söylediği sözlerle yaşıyordu hâlâ: *"Sana güveniyorum."* Bu sözler, Livie’nin her adımında bir rehber olmuştu. Üniversite hayatı, titizlikle hazırladığı plan doğrultusunda ilerliyordu; başarılı bir öğrenci olacak, tıp fakültesine girecek ve hayatını paylaşacağı güvenilir bir eş bulacaktı. Ta ki Princeton’daki ilk gününe kadar.
Oda arkadaşı, enerjisiyle etrafı saran, her an eğlence peşinde koşan biriydi. Bir de Ashton vardı: erkek kürek takımının göz kamaştırıcı kaptanı. Kendinden emin tavırları, Livie’nin hiç hoşlanmadığı türden bir erkek olduğunu haykırıyordu. Üstelik Ashton, Livie’nin gözünde mükemmel olan Connor’ın en yakın arkadaşıydı. Peki, o.
Oda arkadaşı, enerjisiyle etrafı saran, her an eğlence peşinde koşan biriydi. Bir de Ashton vardı: erkek kürek takımının göz kamaştırıcı kaptanı. Kendinden emin tavırları, Livie’nin hiç hoşlanmadığı türden bir erkek olduğunu haykırıyordu. Üstelik Ashton, Livie’nin gözünde mükemmel olan Connor’ın en yakın arkadaşıydı. Peki, o.