Kitap hakkında
Bir Türk savcının İsveç’te geçen yılları, yalnızca mesleki birikimini değil, aynı zamanda vatan hasretiyle yoğrulmuş bir yüreğin izlerini taşır. Hukuk alanındaki deneyimini, dil öğrenme azmiyle birleştirerek üç ay gibi kısa bir sürede İsveççe’yi kavraması, onun kararlılığının ilk işaretidir. Ancak asıl çarpıcı olan, bu yeni dili edinir edinmez, okuma yazma bilmeyen Türkiye kökenli göçmenler için başlattığı eğitim çalışmalarıdır. Gurbette yaşayanların sesi olma çabasındaki bu özveri, hem anavatanına olan bağlılığını hem de insana verdiği değeri gözler önüne serer. Yıllar süren çevirmenlik ve öğretmenlik serüveni, sadece bir yaşam öyküsü değil, aynı zamanda aidiyet duygusunun nasıl dimdik ayakta tutulabileceğinin de kanıtıdır.