Bir kitap, binlerce ihtimal. Yeni kitapları takip et
PDF KİTAP İNDİRBir Türk Subayının Sefer Defteri Mızraklı Süvari Teğmen Selim Bey'in Günlükleri Ekim-Aralık 1912 Süloğlu'dan Çatalca'yaTeğmen Selim Bey

Her kapağın ardında yeni bir dünya.

KİTAPLIĞINIZ İÇİN BİR KEŞİF

Bir Türk Subayının Sefer Defteri Mızraklı Süvari Teğmen Selim Bey'in Günlükleri Ekim-Aralık 1912 Süloğlu'dan Çatalca'ya PDF Ekitap İndir

Teğmen Selim Bey · Yazar

Osmanlı ordusunda I. Mızraklı Süvari Alayının bir subayı olan Teğmen Selim Bey, Fransa’da bir hava kuvvetleri subayı olarak eğitime gönderilmesini beklerken kendisini birdenbire savaşın içinde buluyor. İstanbul’dan Süloğlu’na geliyor (6 Ekim 1912). Oradan, Bul...

Sayfa
104
Kategori
Edebiyat
Yayın tarihi
Belirtilmemiş
Yayınevi
DORUK YAYINLARI
ISBN
9789755539904
Dil
Türkçe
Format
PDF / EPUB
Edebiyat ↗
İndirme henüz hazır değil

Kitap bilgilerini inceleyebilir, diğer kitapları keşfedebilirsiniz.

Bağlantılar eKitaplığım ana sayfasını yeni sekmede açar.

SAYFALARIN ARASINDA

Kitap hakkında

Osmanlı ordusunda I. Mızraklı Süvari Alayının bir subayı olan Teğmen Selim Bey, Fransa’da bir hava kuvvetleri subayı olarak eğitime gönderilmesini beklerken kendisini birdenbire savaşın içinde buluyor. İstanbul’dan Süloğlu’na geliyor (6 Ekim 1912). Oradan, Bulgarlarla çatışa çatışa, geri çekile çekile Çatalca’ya, oradan da İstanbul’a dönüyor. Tuttuğu günlükleri Paris’te Fransızca olarak yayımlatıyor (1913). Teğmen Selim Bey, yalnızca yaşadığı olayları, tanıklıklarını aktarmakla yetinmiyor, aynı zamanda Osmanlı’nın çöküşü ve bu gün de hâlâ çağdaş uygarlık düzeyine ulaşamayışımız hakkında da bize ışık tutan önemli saptamalarda bulunuyor: "Kimi benden su istiyor, kimi ekmek... Emir erimle mataralarımızı ve eyer kuburlarımızı boşaltıyoruz. Hiçbir şeyim kalmadı ve bana hâlâ yalvarıyorlar. Bu bahtsızlara cesaretlerini toplamalarını, hasta arabası bulacakları Hasköy'e kadar sürüklenmelerini söylüyorum. Zavallılar! Bu yiğit insanlardan kimbilir kaçı yalnızca yaralarından değil, açlıktan ve bakımsızlıktan ölmek için orada kaldı...” “Yol –atlarımızın dizlerinin üstüne kadar çamura battıkları bataklığa bu adı verebilirsek– sahipleri tarafından ağırlıklarını hafifletmek için rasgele atılmış her çeşitten araç gerece bakarak seçilebiliyordu. Ordumuzun yollara ektiği tüm bu malzeme, zavallı milletimizden acımasızca sökülüp alınan milyonlarca vergiyi temsil etmektedir. Yalnızca Alman markalarını görüyoruz ve her an borçlarımızın Berlin'de yutulduğunu düşünüyorum. Kalbimde aşırı bir öfke var ve bu öfkenin kendimde olduğu gibi herkeste olmasını istiyorum...Felaketlerimizin büyük bir bölümünün sorumluluğu bizde, yani Türk ordusunun subaylarındadır. Milletin ekmeğini yedik ve ona bizden beklediği hizmetleri verebilecek kapasitede değiliz. Barış zamanlarında savaşa nasıl hazırlanacağımızı bilmiyorduk, bizi doğrudan ilgilendirmeyen şeylerle meşguldük; Türkiye'yi bir anayasa vererek kurtardığımıza inandık, ama asıl görevimiz olan güçlü ve eğitimli bir ordu yaratmak üzerine her zaman düşünmedik.”
KEŞFETMEYE DEVAM EDİN

Bunlar da ilginizi çekebilir

Kitaplığa dön ↗