Kitap hakkında
Sofi’nin gözleri, kaybolan çocuğunun ardında donup kaldı. Güneş, usul usul çekilirken gölgeler uzadı, adımlarıysa bir o kadar büyüdü. Kalabalık içinde yalnızlaştı; topallayan yaşlı adam, sendeleyerek yolun ötesine geçti. Yıpranmış ceketinin kopan düğmesi, yoksulluğunu ele veren sessiz bir itiraftı sanki. Ayakkabısının altında ezilen çakıl taşları, her adımda düşecekmiş gibi kaydı. Rüzgâr, acımasızca savuruyordu hayatı; keder, bitmek bilmeyen bir yolculuğa dönüşmüştü. Gözyaşları, emekle sulanan toprağın kokusunu taşıyordu. Dağların ciğeri kan kokar gibiydi, ciğerlerinde. Nefes almaya vakit kalmadan, sarsıntılar birbirini kovaladı.