Kitap hakkında
Aynı çatı altında yıllar geçse de, aynı sofrada ekmek bölüşülse de, kimi aileler birbirine dokunamaz. Nurhan Bey’in hikâyesi de böyle: üç kuşak boyunca uzanan, suskunlukların gölgesinde büyüyen bir yalnızlık destanı. Ev, bazen yer altı şehirleri kadar sessizleşir; televizyonun cızırtısı, boşluğun sesini bastırmak için tek sığınaktır. İlk yılların kavgaları, zamanla yerini konuşulmayan öfkelere, bakışılmayan yüzlere bırakır. Nurhan’ın hastalığı, bu donmuş zamanın çatlaklarından sızan bir hatırlatmadır: yıllar, iki yabancı gibi yan yana akıp gitmiştir. "Akşamlar Artık Serin" dediği anlarda, hüzün biriktiren bu evde, sesin eksikliği her şeyden daha keskin hissedilir. İnsan, ne zaman suskunluğun mahkûmu olduğunu fark eder? Belki de, artık geri dönülemeyecek kadar geç olduğunda.