Kitap hakkında
Menderes’in kıvrımlı yatağında, zamanın unuttuğu bir kent yatıyor. Toprağın derinliklerinde uyuyan bu sessiz tanık, yüzyılların yüküyle sararmış otların altında nefes alıyor. İlk kez bir el, sertleşmiş kabuğunu kazıyor; geçmişin tozlu sayfaları aralanıyor. Antik çağların izleri, rüzgârla savrulan kum taneleri gibi parlıyor ansızın. Nehir nasıl ki usulca kıyıları aşındırırsa, bu keşif de unutulmuş bir hikâyeyi gün yüzüne çıkarıyor. Toprağın altında yankılanan kazma sesleri, uyuyan kentin uykusunu bölüyor; çağlar ötesinden gelen bir fısıltı gibi.