Kitap hakkında
Babası toprağa verildiği o ikindi vakti, Altay’ın yamaçlarında güneşin son ışıklarıyla vedalaşan Tunga’nın hayatı bir daha eskisi gibi olmayacaktı. Çocukluğundan beri bildiği tek ritüel vardı: akşamın alacakaranlığında çadıra dönmek, doyurucu bir sofrada Gök Tanrı’ya şükredip uykuya dalmak. Oysa şimdi, annesinin dokuduğu o eşsiz halı –Bozkırın Ruhu– onu çağırıyordu. Kadim bir ses, sanki bir kuşun kanatlarından süzülerek geliyordu geçmişten; halının peşinden gitmek, kıyamete kadar sürüklenmek onun kaderiydi artık.
Ne var ki Tunga yalnız değildi. Baba mesleği halı ticareti olan Salim de aynı yolda ilerliyordu, hem de bilinmeyen bir örgütün gölgesinde. Kara Kilise’ye ulaşmak, halının saklı olduğu yere varmak kolay olmayacaktı. Bozkırın bu gizemli simgesi, peşindekileri geçmişle bugün arasında savrulan bir fırtınaya sürüklüyordu. Her adım, yeni bir sırrı açığa çıkarıyor, her dönemeç, beklenmedik bir.
Ne var ki Tunga yalnız değildi. Baba mesleği halı ticareti olan Salim de aynı yolda ilerliyordu, hem de bilinmeyen bir örgütün gölgesinde. Kara Kilise’ye ulaşmak, halının saklı olduğu yere varmak kolay olmayacaktı. Bozkırın bu gizemli simgesi, peşindekileri geçmişle bugün arasında savrulan bir fırtınaya sürüklüyordu. Her adım, yeni bir sırrı açığa çıkarıyor, her dönemeç, beklenmedik bir.