Kitap hakkında
Melik ve Y arasında geçen bu keskin diyalog, ilişkilerdeki sessiz çatışmaları gözler önüne seriyor. Bir tarafta, duygularını şiire dökmekten alıkonulduğunu hisseden bir adam; diğer tarafta, bu iddiayı umursamaz bir tavırla geçiştiren bir kadın. Onun için "eskiden de yazmazdın" demek, Melik’in içindeki yarayı daha da derinleştirmekten başka işe yaramıyor. Oysa asıl mesele, kelimelerin kaybolduğu yerde başlıyor. Birbirlerine ne kadar yakın olsalar da, aralarındaki mesafeyi kapatmaya yetmiyor bu yakınlık. Her cümle, bir savunma mekanizması; her suskunluk, patlamaya hazır bir öfke. Peki, bu konuşma gerçekten bitmiş mi, yoksa daha yeni mi başlıyor?