Kitap hakkında
Lev Tolstoy, gençlik yıllarından itibaren zihnini meşgul eden bir soruyla yaşamını şekillendirdi: İnsanlığı gerçek anlamda birleştirecek, saf ve sade bir inanç sistemi nasıl kurulabilirdi? Günlük notlarında dile getirdiği bu arayış, onun için yalnızca bir düşünce deneyi değil, ömür boyu sürdürülecek bir görevdi. Gizemli dogmalardan ve biçimsel ibadetlerden uzak, İsa’nın öğretilerini temel alan, ancak öte dünyaya değil, bu dünyadaki insanca yaşama odaklanan bir din tasavvuru peşindeydi. Bu idealin gerçekleşmesi için kuşaklar boyu sürecek bir çabanın gerekli olduğunu biliyordu; belki de kendi nesli, bu mirası geleceğe taşıyacak ilk halka olacaktı. Tolstoy’un 1879-1884 yılları arasında kaleme aldığı din üzerine yazılar, bu derin arayışın somut izlerini sürüyor. Onun bıraktığı bu düşünsel miras, bugün hâlâ insanın inançla kurduğu ilişkiyi sorgulamaya davet ediyor.