Kitap hakkında
Türkiye, tarihinin kritik bir dönemeçte adeta iki yol ağzında duruyor. Bir yanda, ulusal egemenliğin simgesi Lozan’ın sağlam sınırları; diğer yanda, parçalanmış bir coğrafyayı işaret eden Sevr’in gölgesi uzanıyor. Bu ikilem, sadece geçmişin değil, bugünün de sorunu. 21. yüzyıla yaklaşırken, terörün hangi bayrak altında zuhur ettiğinin önemi yok; ister sağdan ister soldan gelsin, isterse etnik bir kisveye bürünsün, sonuç değişmiyor. Çünkü bu örgütler, farkında olsunlar ya da olmasınlar, emperyalizmin oyununa geliyor, faşizmin değirmenine su taşıyor.
Düsseldorf’taki PKK davası, bu gerçeğin somut bir yansıması. Alman savcının suçlamaları, terörün nasıl bir çıkmaza sürüklediğini gözler önüne seriyor. Türkiye için asıl soru şu: Bu kavşakta hangi yöne sapılacak? Lozan’ın kazanımları mı korunacak, yoksa Sevr’in karanlık senaryolarına mı teslim olunacak? Tarih, cevabın peşinde.
Düsseldorf’taki PKK davası, bu gerçeğin somut bir yansıması. Alman savcının suçlamaları, terörün nasıl bir çıkmaza sürüklediğini gözler önüne seriyor. Türkiye için asıl soru şu: Bu kavşakta hangi yöne sapılacak? Lozan’ın kazanımları mı korunacak, yoksa Sevr’in karanlık senaryolarına mı teslim olunacak? Tarih, cevabın peşinde.