Kitap hakkında
Yusef Masadow’un kaleminden dökülen satırlar, bazen bir şiirin hüzünlü nağmesi, bazen de gerçek bir hayat hikâyesinin yankısı gibi. "Can’sızım", adeta bir iç çekişin, bir yalnızlığın sesi olarak karşımıza çıkıyor. "Can" diye haykırırken bile duyulup duyulmadığını sorgulayan bir ruhun izlerini sürüyoruz bu sayfalarda. Okuyucuya derin bir nefes aldıran, yaraları sarmaya çalışan, acılara ortak olan bir eser.
Şairin dizelerinde mahsur kalmış bir şehir misali, dört bir yanımız duvarlarla çevrili. Yüreği, doğunun karla kaplı ovalarına benzeyen, tipilerle boğuşan bir coğrafya gibi atıyor. Parmaklarında demirden güller, yüreğinde diken diken geçen günler... Sırtını nemli duvarlara yaslamış, gökyüzüne uzanan elleriyle en soğuk kış günlerini bekliyor. Ağzında bir şehir tadı, içinden kopup gelen bir "Ah Palandöken!" feryadı... Bu kitap, belki de o bekleyişin, o iç burkan özlemin hikâyesi.
Şairin dizelerinde mahsur kalmış bir şehir misali, dört bir yanımız duvarlarla çevrili. Yüreği, doğunun karla kaplı ovalarına benzeyen, tipilerle boğuşan bir coğrafya gibi atıyor. Parmaklarında demirden güller, yüreğinde diken diken geçen günler... Sırtını nemli duvarlara yaslamış, gökyüzüne uzanan elleriyle en soğuk kış günlerini bekliyor. Ağzında bir şehir tadı, içinden kopup gelen bir "Ah Palandöken!" feryadı... Bu kitap, belki de o bekleyişin, o iç burkan özlemin hikâyesi.