Kitap hakkında
1930’lardan 1970’lere uzanan çalkantılı bir ömür, Celal Sılay’ı hem dönemin hem de edebiyatın unutulmaz yüzlerinden biri kıldı. Yaşadığı çağın sert rüzgârlarına inat, aykırı duruşu, hoyrat tavırları ve içindeki fırtınalarla hep sınırları zorladı. Çevresinin "Deli Celal" diye andığı bu adam, aradığı huzuru bir türlü bulamayan, bohem bir ruhun peşinde sürüklenen bir gezgindi. Cemil Meriç’in "Türkiye’nin Oscar Wilde’ı" benzetmesi, yüzeysel bir benzerlikten öteye gitmese de Sılay’ın özgünlüğü, tam da bu karşılaştırmaların ötesinde yatıyor. Wilde’ın estetizmiyle değil, kendi yaralarının izini sürerek şekillenen bir başkaldırıydı onunki. Hüsranları, aşkları ve iç hesaplaşmalarıyla dolu bu hayat, döneminin karanlık sokaklarında kaybolup giden bir efsaneye dönüştü.