Kitap hakkında
Cemal Süreya’nın Türkçe üzerinden kurduğu ilişki, hem bir kurtuluş hem de bir çıkmazdı. Dili ustalıkla kavramıştı, evet, ama bu dilin içinde kendini tam olarak ait hissedememenin ağırlığı da taşıyordu omuzlarında. Şiirleri, bir yanıyla dilin zenginliğini kutlarken, diğer yanıyla bu topraklara sığmayan bir ruhun sancısını fısıldıyordu. Sürgünlüğün, parçalanmışlığın izleri, her dizesinde gizli bir çığlık gibi yankılanıyordu. Ne kadar bastırsa da, ne kadar uzlaşsa da, şiirine sızan acı ve yabancılık duygusu, asla silinmedi. Türk edebiyatının bu en huzursuz sesi, dilin imkânlarıyla kendi trajedisini anlatırken, aynı zamanda bir halkın hikâyesini de taşımış oldu sayfalarına. Kendi evinde bile yabancı kalmanın burukluğu, şiirlerinin her satırında titreşti.