Kitap hakkında
Arif Keskiner, "Çiçek Arif" lakabıyla anılan usta kalem, bu kitabında sadece kendi yaşam öyküsünü değil, 1950’lerden itibaren şekillenen Türk aydınının bohem dünyasını da gözler önüne seriyor. Beyoğlu’nun renkli sokaklarında geçen bu anılar, samimi bir dille aktarılırken, dönemin entelektüel ve sanatsal atmosferini de canlı bir şekilde yansıtıyor. Demirtaş Ceyhun’un "yalın ve ustaca" diye nitelendirdiği anlatım, okuru adeta o günlerin içine çekiyor.
Cengiz Alpman’ın "çekincesizce" dediği gibi, Keskiner, yakın tarihin gizli kalmış detaylarını cesurca paylaşıyor. "Çiçek gibi" sözünün kitaba adını vermesi tesadüf değil; her satırda hissedilen bir keyif, bir yaşam sevinci var. Tunç Başaran’ın da belirttiği gibi, kitabı kapattıktan sonra bile zihninizde iz bırakıyor. Atıf Yılmaz’ın "Orhan Kemal ya da Dickens romanı kadar zengin" dediği bu eser, sadece anı değil, bir dönemin ruhunu taşıyan benzersiz bir belge niteliğinde.
Cengiz Alpman’ın "çekincesizce" dediği gibi, Keskiner, yakın tarihin gizli kalmış detaylarını cesurca paylaşıyor. "Çiçek gibi" sözünün kitaba adını vermesi tesadüf değil; her satırda hissedilen bir keyif, bir yaşam sevinci var. Tunç Başaran’ın da belirttiği gibi, kitabı kapattıktan sonra bile zihninizde iz bırakıyor. Atıf Yılmaz’ın "Orhan Kemal ya da Dickens romanı kadar zengin" dediği bu eser, sadece anı değil, bir dönemin ruhunu taşıyan benzersiz bir belge niteliğinde.