Kitap hakkında
Uzak geçmişin sisli zamanlarında, okul denen bir yer yoktu çocukların hayatında. Ne harflerle tanışmışlardı ne de satırlarla. Ta ki Ina adında meraklı bir kız, parmaklarıyla ıslak kumların üzerinde şekiller çizene dek. Önce bir filin kocaman kulakları belirdi, sonra gökyüzünde süzülen bulutlar, ardından da derenin kıyısında su içen bir karaca yavrusu... Toprağa düşen her çizgi, Ina’nın dünyasını renklendirirken, kabilesi bu "garip" uğraşa şaşkınlıkla bakıyordu. Kurallar nettir: Herkes aynı olacak, kimse farklı davranmayacaktı. Ama Ina’nın yüreği, çizgilerle dolup taşıyordu. Peki, bu küçük kız, kabilesini resmin büyüsüne nasıl inandıracaktı? Cesaretin ve yaratıcılığın izinde, sıradışı bir yolculuğa çıkıyoruz.