Kitap hakkında
Annesinin, anneannesinden miras kalan gümüş işlemeli kolyeyi leylak kokulu suyla temizleyişini izlerken, parmaklarının narin dokunuşuyla sedef kakmalı "saray" yazısına değdiği an, yüreğinde bir hüzün dalgası kabarırdı. O anlar, içinde bambaşka diyarların kapılarını aralardı; beyaz lalelerin açtığı, kokusuyla sarhoş eden bahçeler kurulurdu hayalinde. Bu topraklarda komşuluklar sessizliğe gömülmemiş, birbirine sırt çevirmemişti henüz. Anadolu’nun kadim bağrında, uygarlıklara beşiklik etmiş bu şehirler, geçmişin derin izlerini bugüne taşıyan bir tarih yumağıydı. İki nehir arasında uzanan Mezopotamya, insanlığın ilk adımlarının atıldığı yerdi; filizlenen medeniyetlerin, yarınlara bırakacağı dilsel ve arkeolojik hazinelerle dolu. O kolyenin her dokunuşunda, bu topraklarda yaşamış olmanın ağırlığı ve gururu bir arada çarpardı yüreğinde.