Kitap hakkında
Antik Yunan'da destanlar ve trajedilerle doruğa ulaşan edebiyat, zamanla farklı bir anlatı biçimine evrildi. Homeros'un kahramanlık öyküleri ya da Sophokles'in acıklı dramlarının ardından, yazarlar artık günlük yaşamın, aşkın ve insanın iç dünyasının peşine düştü. Bu yeni tür, başlangıçta adı konmamış bir yolculuktu; Aristoteles bile eserinde ona yer vermemişti. Helenistik dönemde ise "söylence" ya da "öykü" gibi terimlerle anılmaya başlandı, ta ki "roman" kavramı Rönesans'la birlikte şekillenene dek.
İşte bu geleneğin en incelikli örneklerinden biri, yüzyıllardır okurları büyüleyen *Dafnis ve Hloi*. Longos, eserine "acıları dindiren, sevgiyi hatırlatan, kalplere dokunan ve yol gösteren bir hikâye" yaratma arzusuyla başlamıştı. Gerçekten de öyle oldu: İlk romanlardan biri olmasının ötesinde, insanın duygularına seslenen derinliğiyle edebiyat tarihinde ayrıcalıklı bir yer edindi. Aşkın ve doğanın iç içe.
İşte bu geleneğin en incelikli örneklerinden biri, yüzyıllardır okurları büyüleyen *Dafnis ve Hloi*. Longos, eserine "acıları dindiren, sevgiyi hatırlatan, kalplere dokunan ve yol gösteren bir hikâye" yaratma arzusuyla başlamıştı. Gerçekten de öyle oldu: İlk romanlardan biri olmasının ötesinde, insanın duygularına seslenen derinliğiyle edebiyat tarihinde ayrıcalıklı bir yer edindi. Aşkın ve doğanın iç içe.