Kitap hakkında
Hamza Demir'in kaleminden çıkan *Deli Payam*, göçün ve köklerin hikâyesini anlatıyor. Adıyaman’ın Tut ilçesinde yoğrulan bir yaşam, 12 Eylül darbesinin karanlığında İsveç’e uzanan bir yolculukla yeniden şekilleniyor. Öğretmenlik yıllarının ardından işkencehanelerle tanışan, mesleğinden edilen ve sürgüne sürüklenen Demir, Göteborg’da yeni bir hayat kurarken bile memleketiyle bağı koparmıyor. Tut’un sokakları, badem ağaçları, açık sözlü insanları ve aykırı ruhları, onun satırlarında can buluyor.
Kitap, sadece bir anı değil, aynı zamanda bir köprü kurma çabası. Tut’un kuşakları arasında kopan bağları onarmak, unutulmaya yüz tutan kültürü geleceğe taşımak için yazılmış. Çünkü kasabada ne bir arşiv var ne de anıları yaşatacak bir müze. Demir, *Deli Payam* ile bu boşluğu doldurmaya çalışıyor; gizemli bir coğrafyanın sesini duyuruyor, yolunu şaşırmışların, aykırıların ve dirençlilerin hikâyesini paylaşıyor.
Kitap, sadece bir anı değil, aynı zamanda bir köprü kurma çabası. Tut’un kuşakları arasında kopan bağları onarmak, unutulmaya yüz tutan kültürü geleceğe taşımak için yazılmış. Çünkü kasabada ne bir arşiv var ne de anıları yaşatacak bir müze. Demir, *Deli Payam* ile bu boşluğu doldurmaya çalışıyor; gizemli bir coğrafyanın sesini duyuruyor, yolunu şaşırmışların, aykırıların ve dirençlilerin hikâyesini paylaşıyor.