Kitap hakkında
Hilal Karahan’ın satırlarında, insanın yüreğine dokunan bir yolculuk başlıyor. Adaletin peşindeki Köroğlu gibi, kimi zaman kaybettiklerimizle yüzleşiyoruz; atı çalınan bir kahramanın özlemiyle, kendi yalnızlıklarımızı sorguluyoruz. Zamanın değerini bilmenin, emeğin izlerini taşımanın önemini hatırlatan bu hikâye, paranın satın alamayacağı zenginliklerin peşine düşüyor.
Gözlerimiz görürken bile körleştiğimiz anlar olur; soğukta titreyen elleri, kar altında kalan umutları fark etmeyiz. Oysa bazen küçük bir yardım, biriktirilen harçlıklar bile yürekleri ısıtmaya yetebilir. Kışın acımasızlığına karşı duran, taşların bile ağladığı bir dünyada, merhamet bir ışık gibi parlıyor.
Sonsuz bir öykünün içinde kaybolurken, efsane kuşlar gibi yeniden doğmanın hayalini kuruyoruz. İyilik ve sevgi, kötülüğün gölgesinde bile filizlenir. Uzaklarda, ulaşılması güç bir diyar var; oraya ancak temiz bir kalple varılabiliyor. Bu.
Gözlerimiz görürken bile körleştiğimiz anlar olur; soğukta titreyen elleri, kar altında kalan umutları fark etmeyiz. Oysa bazen küçük bir yardım, biriktirilen harçlıklar bile yürekleri ısıtmaya yetebilir. Kışın acımasızlığına karşı duran, taşların bile ağladığı bir dünyada, merhamet bir ışık gibi parlıyor.
Sonsuz bir öykünün içinde kaybolurken, efsane kuşlar gibi yeniden doğmanın hayalini kuruyoruz. İyilik ve sevgi, kötülüğün gölgesinde bile filizlenir. Uzaklarda, ulaşılması güç bir diyar var; oraya ancak temiz bir kalple varılabiliyor. Bu.