Kitap hakkında
Kaderin ağır çamuruna bata çıka yürüdük yıllarca; ayaklarımızda biriken yük, her adımda biraz daha derine gömüldü. Yalınayak geçtik bu yolları, çıplaklığımıza alıştık suskunlukla. Meyve veren ağaçların gölgesinde büyüdük, sorularımızla aydınlanmayı umduk ama yanıtlar hep puslu kaldı. Cılız bir ışıkta yarını ararken, yalanların gölgesinde çığlık attık, korkulara teslim olmadık. Sorularımız bir ambarda unutulmuş meyveler gibi çürürken, cevapsızlıkla baş başa kaldık. Neden yaşamaya bu kadar açız? Kendimize yenik düşmemizin, birbirimize düşman kesilmemizin sebebi ne? Susuzluğumuzu unutup gözyaşı dökerken, kan döküşümüzün hesabını kim verecek? Karanlığa alışmak kolaydı belki, ama korkudan vazgeçmek neden bu kadar zor?