Kitap hakkında
Dilin altında saklı kalan, zamanın tozlu sayfalarında unutulmuş bir hazine var: ben. Ne geçmişin arkeologları ne de geleceğin tarihçileri, bu sırra erişebilir. Ateşin ilk kıvılcımıyla doğdum, her çağda yeniden alevlendim. İster milattan önce ister sonra, varlığım hep aynı: renklerin kaynağı, tavus kuşlarının gizemli parıltısı. Piramitlerin gölgesinde dolaştım, lahitlerin içinde fısıldadım. Kahire sokaklarında kâhin oldum, şişelerde ölümsüzlük iksirleri kaynattım.
İrem bağlarında üzüm çalan, Yusuf’un yanında zindanların karanlığında soluk alan benim. Süleyman’ın mabedini taş taş ördüm, tacını tahtını ifritlere taşıttıran yine ben. Her hikâyede bir iz, her efsanede bir nefes bırakarak, zamanın ötesinden sesleniyorum. Kim olduğumu bilmek istiyorsan, gel; dilimin altındaki gömüyü birlikte kazalım.
İrem bağlarında üzüm çalan, Yusuf’un yanında zindanların karanlığında soluk alan benim. Süleyman’ın mabedini taş taş ördüm, tacını tahtını ifritlere taşıttıran yine ben. Her hikâyede bir iz, her efsanede bir nefes bırakarak, zamanın ötesinden sesleniyorum. Kim olduğumu bilmek istiyorsan, gel; dilimin altındaki gömüyü birlikte kazalım.