Kitap hakkında
Çetin, gözlerinin önünde yaşanan vahşete daha fazla dayanamadı. Gül Hanım’la paylaştığı akşam yemeği boğazında düğümlendi, midesi altüst oldu. Ellerindeki mayoya bulaşan kusmukla yüzünü ekşitirken, ciğerlerine dolan ilk temiz hava ile birlikte Selim’i düşündü. Bu adam, zehir gibi yayılan bir hastalıktı; birinin ona dur demesi şarttı. Gölgelerin arasında kaybolurken, zihninde ansızın bir fikir belirdi. Basit, hatta çocukça bir plan... Ama işte tam da bu yüzden, ileride her gece yastığa başını koyduğunda pişmanlıkla "Keşke düşünmeseydim" diyeceği türden.
Hayatımız, geçmişin izlerini taşımayan bir an bile barındırmaz. Yaşadıklarımız, korkularımız, dostluklarımız... Hepsi, bizi biz yapan anıların tuğlalarıyla örülüdür. *Doberman*, bu gerçeğin peşine düşüyor. Doğacan Silivri, gerçek ile hayalin, doğa ile doğaüstünün iç içe geçtiği bir dünyada okurunu şu soruyla baş başa bırakıyor: Geçmişin zincirlerinden kaçmak mümkün mü?
Hayatımız, geçmişin izlerini taşımayan bir an bile barındırmaz. Yaşadıklarımız, korkularımız, dostluklarımız... Hepsi, bizi biz yapan anıların tuğlalarıyla örülüdür. *Doberman*, bu gerçeğin peşine düşüyor. Doğacan Silivri, gerçek ile hayalin, doğa ile doğaüstünün iç içe geçtiği bir dünyada okurunu şu soruyla baş başa bırakıyor: Geçmişin zincirlerinden kaçmak mümkün mü?