Kitap hakkında
1920’lerin başında John Dos Passos, Doğu’nun gizemli topraklarına doğru yola çıktığında, sadece bir tren yolculuğuna değil, zamanın durduğu coğrafyalara adım atıyordu. Anadolu’dan Ortadoğu’ya uzanan bu serüvende, Tiflis’in sisli sokaklarından Erivan’ın çorak ovalarına, Kazvin’in tozlu yollarından Şam’ın tarihi dokusuna kadar her durak, onun kaleminde can buluyor. Suriye Çölü’nün kavurucu sıcağında, Kafkaslar’ın karla kaplı zirvelerinde ya da Britanya’nın yeni Irak’ı şekillendirdiği topraklarda, Dos Passos’un gözlemleri sıradan bir manzarayı bile edebiyatın incelikli fırçasıyla resmediyor.
Doğu’nun çelişkileri, yoksulluğu ve büyüleyici güzellikleri, onun satırlarında iç içe geçerken, okur da adeta bir zaman yolculuğuna çıkıyor. Jean-Paul Sartre’ın da vurguladığı gibi, Dos Passos’un dünyası, çelişkilerin yarattığı o eşsiz güzellikle örülü. Bu seyahatname, sadece bir yazarın izlenimlerini değil, bir dönemin.
Doğu’nun çelişkileri, yoksulluğu ve büyüleyici güzellikleri, onun satırlarında iç içe geçerken, okur da adeta bir zaman yolculuğuna çıkıyor. Jean-Paul Sartre’ın da vurguladığı gibi, Dos Passos’un dünyası, çelişkilerin yarattığı o eşsiz güzellikle örülü. Bu seyahatname, sadece bir yazarın izlenimlerini değil, bir dönemin.