Kitap hakkında
Bir kadın, kolundan sertçe sürüklediği çocuğuyla yürüyordu; bitkinliği yüzünden okunuyordu. Tam o sırada, düşen çocuğun yanağına öfkeli bir tokat indirdi. Durup müdahale etmek zorunda hissettim kendimi. "Bir sıkıntınız mı var?" diye sordum. Başını kaldırdığında, gözlerindeki donukluk ve yaşlar yüreğimi burktu. Sesi soğuk ve mesafeliydi: "Sen benim derdime çare bulacak değilsin. Kendi işine bak." Bu sözler karşısında ne diyeceğimi bilemedim. Haklı olabilirdi. Peki, gerçekten öğrenseydim ne değişecekti? "Kocam terk etti," dese, onu evime alabilir miydim? "Ev sahibi kapı dışarı etti," dese, ne yapabilirdim? Ya da "açız, çocuk da yorgun," dese... Her ihtimal, içimde daha büyük bir çaresizlik doğuruyordu. Belki de karışmamalıydım. Ama susmak, görmezden gelmek mümkün müydü?