Kitap hakkında
Hava değişimlerinin bıraktığı o garip tadı her seferinde içimi kemirir. Sanki bomboş bir yolda, karanlığın tam ortasında durmuş, rüzgârın beni sürüklemesini bekliyorum. İleriye gitmek istesem de arkamda bıraktıklarımın sesi uzaklaşmış, dönüş yok artık. Ne ileri adım atabiliyorum ne de geri. Sadece eksiklik hissiyle doluyum; yarım kalmışlık değil, tamamlanmamışlığın ağırlığı bu. Saatlerle didişmek, zamanı yok saymak gibi bir huyum var. Bazen de öylece durup kalmak, hiçbir yere gitmemek, hiçbir şeye ihtiyaç duymamak geliyor içimden. Bekliyorum işte, ne gelenin peşinden koşuyorum ne gideni durduruyorum.
En çok ellerden anlıyorum ben. Bir el dokunduğunda, kimin olduğunu, nasırlarının acısını, kırık kalplerin izlerini hemen seziyorum. Gözler yalan söyler, yüzler aldatır ama eller asla. Sözcükler boğazımda düğümleniyor, derdimi anlatamıyorum. Sizin çığlıklarınızı da, sessiz çığlıklarınızı da duyamıyorum. Ben.
En çok ellerden anlıyorum ben. Bir el dokunduğunda, kimin olduğunu, nasırlarının acısını, kırık kalplerin izlerini hemen seziyorum. Gözler yalan söyler, yüzler aldatır ama eller asla. Sözcükler boğazımda düğümleniyor, derdimi anlatamıyorum. Sizin çığlıklarınızı da, sessiz çığlıklarınızı da duyamıyorum. Ben.