Kitap hakkında
Uçak, Kahire Havaalanı’na indiğinde saat 19.30’u geçiyordu. Üzerimde kan olmuş saks mavisi bir elbise, elimde içinde telefon bile olmayan bir çantayla, numarasını bile ezbere bilmediğim o adamı görmeye gelmiştim. Onu nasıl mı bulacaktım? Ben onu bulmayacaktım. Onun beni bulacağını biliyordum. Havaalanının gelen yolcu kapısından işlemlerimi yaptırıp içeri girdim. Etrafa bakındım. Acele edenler, beklemekten yorulmuş sıkıntılı suratlar, anneler, çocuklar, sevgililer… O neredeydi peki? Oradaydı işte! Bana doğru geliyordu. Neden, neden… Bir saat önce ağlamaktan tükendi diye düşündüğüm yaşlar gene dökülüyordu gözümden. Bana doğru attığı her adımda biraz daha nefret ediyordum ondan. Artık ayakta duracak takatim kalmamıştı. Başım dönüyordu. Dizlerimin üzerine düştüm. O korkunç siluet koşarak geliyordu. …