Kitap hakkında
Nalan Çelik’in ince ama derinlikli sayfalarından çıkan *Düdüklü Akasya*, şiirin sınırlarını zorlayan bir yolculuğa davet ediyor okurunu. Burada kelimeler, alışıldık kalıpların dışında bir araya geliyor; bazen bir düdüğün sesi gibi keskin, bazen de akasyanın gölgesi misali yumuşak. Şairin kendi varlığıyla hesaplaştığı, "bizim şair" olmanın ötesine geçen bir duruş sergiliyor metinler.
Kitap, şiirin yalnızca dizelerden ibaret olmadığını hatırlatırken, aynı zamanda sessizliğin de bir dil olduğunu fısıldıyor. Bekçinin nöbet tuttuğu odada, jQuery komutlarının gölgesinde bile şiirin nefes alıp verdiği bir dünya kuruyor Çelik. Kısacık sayfalarına sığdırdığı yoğunluk, okuru hem düşünmeye hem de hissetmeye zorluyor. Şiirin düdüğü çalıyor burada; duyup duymamak ise okurun elinde.
Kitap, şiirin yalnızca dizelerden ibaret olmadığını hatırlatırken, aynı zamanda sessizliğin de bir dil olduğunu fısıldıyor. Bekçinin nöbet tuttuğu odada, jQuery komutlarının gölgesinde bile şiirin nefes alıp verdiği bir dünya kuruyor Çelik. Kısacık sayfalarına sığdırdığı yoğunluk, okuru hem düşünmeye hem de hissetmeye zorluyor. Şiirin düdüğü çalıyor burada; duyup duymamak ise okurun elinde.