Kitap hakkında
Akşamın alacakaranlığında, babası kapıdan içeri adım attığında her şey bir an dururdu sanki. Bahçedeki akasya, gün boyu misafir ettiği kuşları sessizce serbest bırakır, onlar da yatağının başucuna düşen hayal gölgeleri olurdu. Babası, eski bir fotoğraftan fırlamış gibi gri tonlarda belirirdi her zaman; kamyonların gece yarısı uzak yollara savruluşu, onun da kaderiydi sanki. Oysa o, bütün babaların suskun olduğunu sanırdı çocuk yüreğiyle. Gaz lambasının titrek ışığında, dişlerinin gıcırtısıyla konuşurdu babası; kapılar bile ürkekçe açılıp kapanırken, dünyası onun gölgesinden örülü bir korkuyla dolardı. Ne uzun nutukları ne de tanrı sözlerini severdi; varlığı, etrafına yaydığı sessizlik kadar ağır ve gizemliydi. Her şey, onun varlığında bir anlam bulur, sonra yine o sessizlikte erirdi.