Kitap hakkında
Çocukluğumuzun o ağır akışlı nehrine attığımız taşlar, sanki bizden daha kalıcıydı. Zaman, avuçlarımızdan kayıp giderken yetişkinliğe adım atmaya hazır değildik. Sen, geçmişin izlerini bile silinmiş olmaktan mutlu görünüyordun; oysa boynuna dolanan bir ilmik vardı hâlâ. Küçüktük, yan yanaydık ve ölümün kollarına sarılan kimseyi görmemiştim daha. Koşarak gelip gittiğin o kapıların gölgesini ezberlemiştim ben. Her ev aynı, her kapı birbirine benziyordu. Sanki herkes, birazdan unutulacakmış gibi yaşıyordu. Saatler kendi etrafında dönüp dururken, bir keresinde sana da söylemiştim: 06:05’te duyduğum o dalın kırılma sesini.