Kitap hakkında
Selim Avni Bakdur’un *Erikli Bahar*’ı, şiirin o ince ve sabırsız heyecanıyla örülmüş dizelerden oluşuyor. Her kelime, sanki gün doğarken şiir olma umuduyla uyanmış da, akşama kadar o umudu taşıyamamış gibi. Bu satırlarda heves, nefesle buluşup bir yolculuğa çıkıyor; yaralar hevesin içinde saklı, heves de yaraların. Sanki dallarda unutulmuş fındıkları toplamak gibi, bir arayış var burada – zor olanı, kolayına kaçmadan göze almanın hazzı.
Cüneyd Bağdadi’nin dediği gibi, bulanlar yalnızca arayanlardır. Bakdur da bu arayışı, içten bir merakla şiire dönüştürmüş. Dizeler, Doğu’nun o derin bilgeliğiyle buluşup, âşık olası bir yolculuğa çağırıyor okuru. Heves etmek, bulmak için yeter mi? Belki de en güzeli, arayıp durmaktır.
Cüneyd Bağdadi’nin dediği gibi, bulanlar yalnızca arayanlardır. Bakdur da bu arayışı, içten bir merakla şiire dönüştürmüş. Dizeler, Doğu’nun o derin bilgeliğiyle buluşup, âşık olası bir yolculuğa çağırıyor okuru. Heves etmek, bulmak için yeter mi? Belki de en güzeli, arayıp durmaktır.