Kitap hakkında
1920’lerden 1960’lara uzanan bir dönemde, Anadolu’nun derinliklerinde yaşananlar, yürekleri sızlatan ayrılıklarla dolu. Aile, bu topraklarda her şeyden önce gelir; bağlar öylesine güçlüdür ki, kopuşlar en çok kadınların omuzlarında ağırlığını hissettirir. Gurbete giden erkeklerin ardından dökülen gözyaşları, ölen yakınların ardından tutulan yaslar, bu hikâyelerde hayat buluyor. O yılların çaresizliği, hastalıkların pençesinde genç yaşta kaybedilen canlarla bir kez daha yüzleşiyor okura. Özellikle Eşa Fatê Mastê’nin öyküsünde, salgınların gölgesinde solan umutlar, acı bir gerçeklik olarak karşımıza çıkıyor. Zamanın izlerini taşıyan bu satırlar, unutulmuş duyguları gün yüzüne çıkarıyor.