Kitap hakkında
İstanbul’un unutulmaz sinema salonları, yalnızca perdede akan hikâyeleri izlemekle kalmaz; aynı zamanda bir dönemin ruhunu, paylaşılan heyecanları ve kolektif anıları da barındırır. Bu mekânlar, filmlerden çok daha fazlasıdır: Bir araya gelmenin, birlikte gülmenin, hatta sessizce ağlamanın da adresidir. Bazen bir salon, gösterilen filmden bağımsız olarak, kendisi bir deneyim olur. "Şu filme gidelim" yerine "Saray’da mı, Atlas’ta mı izleyelim?" diye sormak, aslında mekanın cazibesine, tarihine ve o büyülü atmosfere duyulan hayranlığın ifadesidir. Sinemaya gitmek, sıradan bir etkinlik değil; adeta bir tören, bir ritüeldir. Perdenin ışığı sönüp de salon karardığında, sadece film başlamaz; o anın içinde yaşayan herkes, ortak bir duygunun parçası oluverir. Bu kitap, o salonların kapılarını aralayarak, kaybolan bir geleneğin izini sürüyor.