Kitap hakkında
Mamak’taki eski evlerine yıllar sonra dönüşlerinde, babası her ayrıntıyı hatırlıyordu. Annesi ise, o günlerin izlerini zihninden hiç silmemişti; hatta komşuları arasında Behice Boran’ın da olduğunu, adres verirken "Mamak’ta onun evinin yanı" diye tarif ettiklerini anlatırdı. O küçük ev, dış dünyanın kaosundan uzak, sanki her şeyin durulduğu bir sığınaktı. Kapıdan içeri adım atıldığında, sokakta taşınan yükler, kirler, yorgunluklar geride kalırdı. Ayakkabılar çıkarıldığı an, evin kendine has dokusu başlardı: çocuk sesleri, nefes alınan her köşe, güven veren eşyalar... Akşamları kapıyı açtığında karşılayan o dinginlik, katman katman biriktirilmiş gibiydi. Ev, dört duvardan ibaret değildi; bir hapishane değil, yaşamın nabzının attığı yerdi. Yazar, bu sevgi dolu duraklara "evrengiz" adını veriyor – şehir hikâyelerine açılan kapının ta kendisi. Evden başlar her şey, tıpkı sözcüklerin iç içe geçişi gibi: *Ev-re-n-giz*.