Kitap hakkında
Gece yarısı şöminenin önünde, kadehin kırmızısıyla dans eden anılar... Coşkun Salar’ın satırlarında, bir adamın zihnine sıkışmış duygular, sessiz bir patlamayla dökülüyor. Şarap, sadece içilen değil, içindeki boşluğu dolduran bir ritüel burada. Düşler, gerçeklerden daha canlı; geçmişin gölgesi, şimdinin tenine yapışıyor. Odanın sıcaklığı, soğuk anıların erimesine yetmiyor belki, ama kelimeler, o buzları çatlatacak kadar keskin.
Her cümle, bir iç çekiş gibi. Her sayfa, kaybolmuş bir "sen"in peşinde savrulan bir ruhun izini sürüyor. Yazar, kırık aynalardan yansıyan hayatlara dokunurken, okuyucu da kendi parçalarını buluyor satır aralarında. Acının estetiği, sevginin ağırlığı, unutmanın imkansızlığı... Hepsi, 138 sayfada soluk soluğa akıyor.
Her cümle, bir iç çekiş gibi. Her sayfa, kaybolmuş bir "sen"in peşinde savrulan bir ruhun izini sürüyor. Yazar, kırık aynalardan yansıyan hayatlara dokunurken, okuyucu da kendi parçalarını buluyor satır aralarında. Acının estetiği, sevginin ağırlığı, unutmanın imkansızlığı... Hepsi, 138 sayfada soluk soluğa akıyor.