Kitap hakkında
Bir büyücünün parmağının ucuyla dokunduğu yerden doğar bu hikâye. Adını, hafif bir dürtmeyi, bir fiskeyi andıran *Chıquenaude*’den alır; sanki anlatı da bu dokunuşla uyanır, parçalara ayrılır, sonra yeniden bir araya gelir. Michel Foucault’nun "çıkmaz labirentler, tekrarlayan yarıklar" diye tanımladığı bu metin, mecazların ve bölünmüşlüklerin izinde ilerler. Yaralanmaz olduğuna inanan Mefisto’nun, Kızıl Pençe Forban’la karşılaşmasıyla başlar her şey. Vaftiz anneyse büyüsünü kızıl bir kumaşa fısıldarken, ay ışığı bir ölünün bedenini baştan aşağı aydınlatır. Parçalar birleşir, kopar, sonra yeniden şekillenir – tıpkı bir fiskeyle sarsılan anlar gibi.